Öykü'sel · Genel · Yazılarım

ÖYLESİNE…

Yılsonu.
Z raporu.
Kendinle hesaplaşma.
Hayır demeyi, yoluna koymayı, yolda olmayı önemsediğim bir sene olduğunu düşünüyorum.
Z Raporumu sonra çıkaracağım ama bir ufak ön hazırlık olsun diye paylaşıyorum.

Bazen fazla gelir hayat. Baktığın her yer bir yığın insan ile dolar. İnsanların duyguları, davranışları, nezaketsizlikleri, çirkinlikleri yorar.

Ama ne zaman böyle düşünsem, Masa Dergisi sayılarından Nur Neşe Şahin’in aşağıdaki yazısını çok beğenmiştim. Belki size de güzel gelir. Ne dersiniz?


Ülkesini dahi sevememiş adamların ahkâm kestiği şehirlerde, evine ait olamamış, boşlukta sallanan cesetleriyle daima adımıza konuşan adamlarla aynı şehirlerde, kadını sevememiş babaların, adamını tanıyamamış kadınların, fikrini diyememiş çocuklarıyla aynı parkta, aynı yolda, aynı şehirlerde, biz…


Kendini yetiştirememiş adamların oral besleyip büyüttüğü evlatların, mental açlıktan kokan ruhlarına dolgu gibi kanunlar, kanun koruyan adamlar, camlar, paravanlar, paraleller ve bilmediğimiz kafaların doğurduğu evrenler, öfkesinden sarkıtlar, dikitler yayan liderler arasında bağdaş kurup boşluğa anlam biçen, biz.

Bir şiiri anlamaktan yoksun, bir mısraya ağlamaktan yoksun, paranın ve paraya yakışan marka ceketlerin astarlarına ömür terleyen, koca göğün bir sözcüğe sığdığı dilin göbeğinde kaşınan ama bir türlü manasından soyunamayan biz. Çırılçıplak öyle güpegündüz, olduğumuz haliyle düzeltmesiz, insan olduğumuzun ayırdını hangi köşe başında düşürüp de almaya üşenmişiz?


Nasıl düştüyse insanlığımız ruhun uçurumundan içeri, kaldırım taşlarının arasına büyümüş bir çiçek gibi inatla, yerdeki bir ekmeği öpüp kaldırır gibi inançla, sevgiliye değen diken için güle kin gütmeyen anlayışla ve kalbinin nerede olduğunu hatırlatan sevgiyle, onu tutup kaldırmasını da illa ki biliriz.


Sevdanın yaralamaktan çok beslediğini, siyasetin öldürmekten çok yaşattığını, öfkenin yıpratmaktan çok kuvvetlendirdiğini öğreneceğiz. Belki büyüye büyüye ölecek, belki öle öle büyüyecek ama en sonunda birbirimizi yaşatmak için yaşamanın manasına varacağız. Bir bıçağın can almaktan çok ekmek kestiğini, hidrojenin bir şehri yakabilecekken su olabildiğini, en kötü, en cahil, en kindar olanın dahi sevgiyle düzelebileceğini anladığımız gün değişeceğiz.


Hani diyordu ya Süreya; ‘Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek’… Öyle ya, dünyayı bu hale şiir okumayanlar getirdi arkadaşım. Sen oku, sen inan, hepsi geçecek.

Hoşça bakın zatınıza!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s